Yeni Yapay Zekâ Düzenleyicisi “AI için FINRA” Planı Beyaz Saray’da Tartışılıyor

ABD’nin en gelişmiş yapay zekâ modellerini geliştiren şirketleri denetleyecek yeni bir kurum olarak, “özdenetim kuruluşu” oluşturulması üzere Trump yönetimi tarafından başkanlık kararnamesi (EO) taslağı hazırlandığı ortaya çıktı.
The Information’a göre taslak yönetim içinde son haftalarda dolaşıma sokuldu. Ancak Başkan Donald Trump dahil üst düzey isimlerin onayını henüz alamadı. Bu nedenle durmuş durumda. Önerinin en dikkat çekici tarafı, yeni yapının finans sektöründeki FINRA modeline benzetilmesi ve en güçlü yapay zeka modellerinin piyasaya çıkmadan önce değerlendirilmesini öngörmesi.
Bu hali ile Trump yönetiminin bugüne kadarki “AI’ı aşırı düzenlemeyelim” politikasında önemli bir yön değişikliği mi, diye düşünülüyor. Ancak henüz imzalanmış bir kararname yok. Beyaz Saray yönetimi de, The Information’a yaptığı açıklamada, başkanlık kararnameleri hakkındaki tartışmaların ancak spekülasyon olacağı ve herhangi bir politika açıklamasının doğrudan Başkan Trump’tan geleceği belirtildi.
“AI için FINRA” ne demek?
Buradaki en ilginç kavram Self-Regulatory Organization — SRO, yani “özdenetim kuruluşu”. Önerildiği belirtilen sistem klasik anlamda yeni bir federal bakanlık veya düzenleyici kurum gibi gözükmüyor. Bunun yerine yapay zeka şirketlerinin de içinde yer aldığı, teknik standartlarını büyük ölçüde sektörün oluşturduğu fakat federal kurumlarla bağlantılı çalışan bir yapı düşünülüyor.
Model olarak gösterilen FINRA — Financial Industry Regulatory Authority, ABD finans sektöründeki broker ve aracı kurumları denetleyen özdenetim kuruluşu. FINRA özel ve kâr amacı gütmeyen bir yapı olmakla birlikte kuralları ve faaliyetleri SEC’in gözetimine tabi. FINRA’nın kural değişiklikleri bugün de SEC’in resmî onay ve kamuoyu görüşü süreçlerinden geçiyor.
AI için önerilen yapı da kabaca aynı mantığı kullanacak: Devlet bütün teknik kuralları kendisi yazmayacak; sektör kendi uzmanlığıyla standart oluşturacak, fakat sistem tamamen başıboş da bırakılmayacak. Bu, Amerikan AI politikasında “hiç düzenleme yapmamak” ile AB AI Act benzeri doğrudan devlet düzenlemesi arasında üçüncü bir yol arayışı anlamına geliyor.
Peki Yapay Zeka düzenleyicisi ne yapacak?
The Information’ın gördüğü taslağın bütün ayrıntıları bilinmiyor. Ancak önerinin kökenindeki modelden hareketle görev alanının özellikle frontier models, yani en ileri ve potansiyel olarak en riskli modeller üzerinde yoğunlaşması bekleniyor.
Fikir, yakın zamanda Google DeepMind’ın o dönemki CEO’su Demis Hassabis tarafından kamuoyuna sunulan öneriyle bağlantılı. Hassabis, FINRA benzeri kamu-özel ortaklığında bir yapay zeka standart kuruluşu önermişti.
Hassabis’in modelinde kuruluş, belirli eşikleri aşan sistemleri “Öncü Sınıfı (frontier class)” olarak sınıflandıracak; bunların değerlendirme protokollerini belirleyecek ve geliştiricileri model kartları yayımlama, güçlü siber güvenlik uygulama ve kritik personeli inceleme gibi güvenlik uygulamalarına yönlendirecekti.
Daha çarpıcı öneri ise Frontier yapay zeka şirketleri modellerini piyasaya çıkarmadan 30 gün öncesine kadar bu kuruluşa sunabilecekti. Böylece bugün şirketlerin büyük ölçüde kendi yaptığı güvenlik testlerinin bir bölümü bağımsız veya yarı bağımsız bir yapının denetimine taşınmış olacaktı.
Asıl ilginç sual ise, neden böyle bir düzenlemeye şimdi ihtiyaç duydular? Trump yönetimi göreve geldiğinden beri, yapay zeka konusunda temel yaklaşımı deregülasyon olmuştu. Yönetim, Biden dönemindeki bazı yapay zeka kurallarını kaldırdı; AI Safety Institute’u küçültüp yeniden yapılandırdı ve ABD’nin Çin’le AI yarışını kazanabilmesi için şirketlerin önündeki düzenleyici engellerin azaltılması gerektiğini savundu.
Trump’ın Mart 2026’da açıkladığı ulusal yapay zeka yasama çerçevesi de Amerikan AI sektörünün inovasyonunu ve küresel rekabet gücünü korumayı temel hedef olarak belirliyordu. Haziran ayında yayımlanan yapay zeka kararnamesinin girişinde Trump yönetimi bunu daha da açık ifade etti. ABD’nin liderliğini, inovasyonu “aşırı külfetli düzenlemelerle boğmamaya” bağladı.
Fakat modeller güçlendikçe denklem değişmeye başladı. Özellikle gelişmiş modellerin siber saldırı kabiliyetleri ve ulusal güvenlik riskleri yönetimin dikkatini çekti.
Aslında yeni FINRA fikri gökten düşmüş değil. Trump, 2 Haziran’da “Promoting Advanced Artificial Intelligence Innovation and Security” başlıklı bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Bu kararname, en gelişmiş modeller için hükümet ile yapay zeka şirketleri arasında gönüllü bir değerlendirme çerçevesi kurulmasını istedi.
Ama kararname çok önemli bir sınır da koydu. Hükümete yapay zeka modellerinin geliştirilmesi veya yayımlanması için zorunlu lisanslama, ön onay veya izin sistemi kurma yetkisi vermediğini açıkça belirtti. Yani Trump yönetimi o aşamada, “Modelleri test edelim ama şirket piyasaya çıkarmadan önce devletten izin almak zorunda kalmasın” diyordu.
Şimdi tartışılan FINRA modeli tam da bu çizgiyi bulanıklaştırıyor. Üstelik gizli tutulan bir test sistemi zaten hazırlandı. Haziran kararnamesinin istediği gönüllü değerlendirme sistemi Ağustos başında tamamlandı.
Fakat burada başka bir tartışma çıktı. Beyaz Saray sistemin ayrıntılarını kamuoyuna açıklamamaya karar verdi. Axios’a göre çerçeve yalnız sisteme katılan yapay zeka şirketleriyle paylaşılacak. OpenAI, Anthropic ve Google dahil şirketlerle görüşmeler yürütülüyor. Sızan bilgilere göre sistem özellikle kapalı kaynaklı, son teknoloji seviyesinde ve ulusal güvenlik riski taşıyabilecek frontier modelleri hedefliyor; açık modeller ise kapsam dışında bırakılıyor.
Dolayısıyla ABD’de aslında üç aşamalı bir dönüşüm görüyoruz. Deregülasyon ile gönüllü model testi ve şimdi yarı bağımsız yapay zeka düzenleyicisi tartışması. Trump yönetimi neden doğrudan bir “Yapay Zeka Bakanlığı” kurmuyor? Çünkü bunun hem siyasi hem hukuki maliyeti çok daha yüksek. Yeni bir federal düzenleyici kurum oluşturmak Kongre’nin yasama yetkisini gündeme getirir. Üstelik güçlü bir federal AI bürokrasisi kurulması Trump yönetiminin kendi deregülasyon söylemiyle çelişir.
SRO modeli bu problemi kısmen çözüyor. Devlet, “AI şirketlerini doğrudan ben yönetmiyorum” diyebilir. Şirketler de, “Kuralları teknolojiyi bilmeyen bürokratlar yazmıyor.” diyebilir. Ama yine de modeller için ortak testler, güvenlik standartları ve denetim mekanizması kurulabilir. Bu yüzden FINRA modeli siyasi açıdan oldukça cazip.
Planın Beyaz Saray içinde takılmasının en önemli nedenlerinden biri yönetim içindeki ideolojik çatışma olabilir. Trump’ın eski AI ve kripto danışmanı ve yönetim çevresinde hâlâ etkili olan David Sacks, FINRA benzeri AI düzenlemesine açıkça karşı çıkıyor. Sacks geçen hafta All-In podcast’inde öneriyi: “horrible idea” — “korkunç bir fikir” olarak nitelendirdi.
Özellikle iki noktaya karşı çıkıyor. Birincisi modellerin piyasaya sürülmeden önce test edilmesi. İkincisi ise özdenetim kuruluşunun hükümete karşı sorumlu olması. Sacks’a göre bu sistem zaman içinde kuralların sürekli birikmesine ve AI geliştirme sürecinin giderek bürokratikleşmesine yol açabilir.
Hatta X’teki bir paylaşımında “AI için FINRA” yaklaşımını DMV’ye — ABD’deki motorlu taşıtlar bürokrasisine — benzeterek eleştirdi. Sacks’ın alternatifi ilginç: Sinema filmlerindeki yaş sınıflandırması Sacks denetimsizliği savunmuyor; farklı bir özdenetim modeli istiyor. Örneği Motion Picture Association. ABD’de filmlerin G, PG, PG-13 veya R gibi yaş sınıflandırmaları doğrudan federal hükümet tarafından yapılmıyor. Sektörün oluşturduğu sistem bunu gerçekleştiriyor.
Sacks’ın AI için tercih ettiği model de buna daha yakın. Sektör kendisini denetlesin ama düzenleyici kuruluş devlete bağlı olmasın. Dolayısıyla Trump yönetimi içindeki tartışma aslında “Yapay Zeka düzenlenmeli mi?” sorusundan biraz farklı. Asıl soru: “AI’ı kim düzenleyecek?”
Hassabis ile Sacks arasındaki fark aslında çok büyük. İki taraf da sektörün teknik bilgiye sahip olduğunu kabul ediyor. Ama Hassabis tipi FINRA modelinde: şirketler + bağımsız standart kuruluşu + federal gözetim bulunuyor. Sacks’ın tercih ettiği modelde ise: şirketler + sektör özdenetimi var; devletin rolü çok daha sınırlı.
Bu fark özellikle modeller piyasaya çıkmadan önce yapılacak değerlendirmelerde kritik. Çünkü bir şirket yeni modelinin değerlendirilmesi için dışarıdan bir kuruluşa erişim vermek zorunda kalırsa, bu fiilen bir çeşit “pre-release oversight yani piyasaya çıkış öncesi gözetim” yaratabilir. Yapay zeka şirketlerinin bir bölümünün bundan çekinmesinin nedeni de anlaşılabilir.
Bir başka soru: Düzenleyiciyi düzenlenen şirketler mi ele geçirecek? FINRA modelinin yapay zekaya uygulanmasının en büyük yapısal problemi de burada. Yapay zeka sektöründe bugün birkaç şirket olağanüstü güç sahibi. OpenAI, Anthropic, Google DeepMind, Meta ve xAI gibi laboratuvarlar frontier modellerin önemli bölümünü geliştiriyor. Bu şirketler aynı zamanda yeni AI özdenetim kuruluşunun standartlarının oluşturulmasında güçlü rol oynarsa klasik bir “regulatory capture yani düzenleyici ele geçirme problemi ortaya çıkabilir. Başka bir ifadeyle: Kuralları, o kurallara tabi olacak şirketler mi yazacak?
Büyük şirketler çok ağır güvenlik standartlarını dahi destekleyebilir. Çünkü OpenAI veya Google’ın karşılayabileceği milyonlarca dolarlık test ve uyum maliyetini küçük bir AI şirketi karşılayamayabilir. Sonuç paradoksal olabilir: Güvenlik düzenlemesi Big Tech’in rekabet avantajına dönüşebilir. Buna karşılık hiç denetim olmamasının riski de büyüyor.
Diğer tarafta ise çok güçlü modeller artık yalnız chatbot değil
Trump’ın Haziran kararnamesi özellikle gelişmiş yapay zekanın siber güvenlik kabiliyetlerine odaklanıyor. Hükümet frontier modellerin gelişmiş siber yeteneklerini ölçmek için sınıflandırılmış benchmark sistemi kurulmasını ve güvenilir hükümet ortaklarına erken erişim verilmesini öngörüyor.
Bu nedenle “şirket kendi modelini kendi test etsin” yaklaşımı ulusal güvenlik çevreleri açısından giderek daha az yeterli görülüyor. Trump yönetiminin kendi içinde yaşadığı çelişki burada ortaya çıkıyor. Çin’le yarışmak için yapay zekayı hızlandırmak gerekiyor. Ama yapay zeka hızlandıkça güvenlik riski artıyor. Risk arttıkça test gerekiyor. Test sistemi kurulduğunda ise kaçınılmaz olarak bir tür düzenleme ortaya çıkıyor.
Eyaletler Arasında Fark meselesi de var
Federal düzenleyici tartışmasının arkasında başka bir önemli sorun daha bulunuyor: ABD eyaletlerinin kendi yapay zeka yasalarını çıkarması. Federal hükümet ortak bir çerçeve oluşturamazsa California, New York, Colorado, Texas ve diğer eyaletlerin farklı düzenlemeleri giderek çoğalabilir. Yapay zeka şirketleri açısından 50 farklı kurala uymak, tek federal standarda uymaktan çok daha zor.
Dolayısıyla ironik biçimde yapay zeka şirketlerinin bir kısmı federal düzenlemeyi tamamen reddetmek yerine, eyaletlerin oluşturacağı parçalı düzenlemeye karşı tek ve daha hafif federal sistemi tercih edebilir. Trump yönetiminin Mart ayında açıkladığı ulusal yapay zeka yasama çerçevesi de güçlü federal liderlik ve ulusal politika ihtiyacını özellikle vurguluyor.
Avrupa modelinin tam karşıtı mı?
İlk bakışta öyle. AB’nin AI Act modeli hukuken tanımlanmış risk kategorileri, yükümlülükler, denetleyiciler ve yaptırımlar üzerine kurulu. ABD’de tartışılan model ise: devletin öncülüğünde, sektörle birlikte standart belirleyen özdenetim kuruluşu ve gönüllü veya yarı-gönüllü uyum şeklinde daha esnek olabilir.
Fakat frontier yapay zeka konusunda iki yaklaşım birbirine düşündüğümüzden daha fazla yaklaşabilir. Çünkü her ikisinin de çözmeye çalıştığı problem aynı. Model piyasaya çıktıktan sonra zarar ortaya çıkmasını beklemek yerine, yüksek riskli yetenekleri önceden test etmek. Asıl fark bunun devlet tarafından mı, sektör tarafından mı, yoksa ikisinin oluşturduğu karma bir kurum tarafından mı yapılacağı.
Şu anda ortada bir “Trump AI düzenleyicisi” yok Bu ayrımı özellikle vurgulamak gerekiyor. The Information’ın haberi, bazı Trump yönetimi yetkililerinin bir kararname taslağı hazırlayıp yönetim içinde dolaştırdığını söylüyor. Trump’ın bunu kabul ettiğine ilişkin bilgi yok. Hatta kaynaklara göre girişim son dönemde duraklamış durumda. Beyaz Saray da olası kararnameler hakkındaki haberleri spekülasyon olarak nitelendiriyor.
Yeni Yapay Zekâ Düzenleyicisi “AI için FINRA” Planı Beyaz Saray’da Tartışılıyor – Türk İnternet.



