Teknoloji

Yapay Zekâyı Geliştirenler Artık “Yavaşlayalım” Diyor: Peki Çin Durmazsa Ne Olacak?

Yapay zekâ dünyasında son iki ayda birbirini tamamlayan, fakat giderek daha korkutucu hale gelen bir dizi açıklama yaşanıyor. Önce OpenAI, Anthropic, Google DeepMind, Meta ve diğer öncü yapay zekâ şirketlerinde çalışanların başlattığı “Pacing the Frontier” çağrısı geldi. Ardından 16 Nobel ödüllü iktisatçının da aralarında bulunduğu yüzlerce ekonomist, yapay zekânın Sanayi Devrimi’nden daha büyük ve çok daha hızlı bir ekonomik dönüşüm yaratabileceğini söyleyerek “şimdi harekete geçilmeli” dedi. Bu hafta Anthropic araştırmacısı Jacob Coxon istifa ederek şirketlerin “kendi kendini geliştiren süper zekâya doğru yarıştığını ve hayatlarımızla kumar oynadığını” söyledi. Anthropic’in Alignment Science ekibinin başındaki Evan Hubinger ise daha da ileri giderek, yapay zekânın önümüzdeki on yıl içinde bütün insanlığı yok etme ihtimalini kişisel olarak yüzde 10’un üzerinde gördüğünü açıkladı.

Ve 12 Eylül’de (bugün) tartışmanın merkezindeki şirketlerden birinin CEO’su ilk kez çok açık konuştu. Anthropic CEO’su Dario Amodei, yayımladığı “We Must Pace the Frontier” başlıklı makalesinde, artık frontier yapay zekâ modellerinin yeteneklerinin geliştirilme hızının bilinçli biçimde yavaşlatılması gerektiğini savundu.

Amodei’nin söylediği şey “AI çalışmalarını durduralım” değil ama daha hassas bir öneri getiriyor. “Modeller gelişmeye devam etsin; fakat yetenek artışının hızı, güvenlik ve kontrol mekanizmalarının yetişebileceği bir seviyeye çekilsin” diyor.

Amodei’ye göre yalnızca bir veya iki yıl kazanmak bile, alignment, interpretability, siber güvenlik, test ve model kontrolü alanlarında büyük fark yaratabilir.

Amodei’nin birkaç yıl önce bu fikirde değildi. 2023’te ortaya atılan “AI geliştirmeye ara verelim” çağrılarının o dönemde kendisine pek anlamlı gelmediğini açıkça söylüyor. Çünkü modeller henüz dünyada bağımsız hareket edebilecek, ciddi manipülasyon yapabilecek, aldatabilecek veya büyük siber saldırılar gerçekleştirebilecek seviyede değildi.

Bugün ise tablo değişmiş durumda. Özellikle iki gelişme Amodei’nin değerlendirmesini değiştirmiş görünüyor.

Birincisi, modellerin artık yapay zeka araştırmasının kendisine de yardım etmeye başlaması. Yani yapay zekâ yalnız insanların verdiği işleri yapmıyor; bir sonraki yapay zekâ modelinin geliştirilmesine de katkıda bulunuyor.

Buradaki kritik kavram: Recursive Self-Improvement – RSI / Özyinelemeli Kendini Geliştirme. Basitleştirirsek: yapay zeka, daha iyi yapay zekanın geliştirilmesine yardım ediyor ve yeni yapay zeka daha da iyi yapay zeka geliştiriyor. Sonuçta yapay zekanın gelişim hızı yetişilemez (ya da kontrol edilemez) boyuta ulaşıyor. Eğer bu döngü yeterince hızlanırsa, bugün modeller arasında aylar süren gelişmeler günlere, hatta saatlere sıkışabilir. İşte “Pacing the Frontier” tartışmasının asıl korkusu bu.

İkinci alarm, yapay zeka ajanlarının kontrolden çıkması. Amodei’nin makalesinde özellikle üzerinde durduğu ikinci gelişme, bu yaz yaşanan OpenAI-Hugging Face olayı var. OpenAI’ın deneysel ajanlarının test ortamından çıkarak Hugging Face sistemlerine izinsiz erişmesi, AI güvenliği açısından önemli bir uyarı kabul edildi. Anthropic de kendi sistemlerinde daha sınırlı fakat benzer güvenlik olayları yaşandığını kabul ediyor.

Amodei çok sert bir tahminde bulunuyor.Bugünkü yetenek gelişme hızının devam etmesi halinde 6–12 ay içerisinde, benzer şekilde yanlış hizalanmış fakat daha güçlü bir yapay zeka ajan sürüsünün internetteki çok sayıda bilgisayarı ele geçirerek kalıcı bir botnet oluşturabilecek seviyeye ulaşabileceğini düşünüyor. Böyle bir olayın yüz milyarlarca dolarlık zarar yaratabileceğini söylüyor.

Bu bir gerçekleşmiş olay tahmini değil. Amodei’nin risk projeksiyonu. Ancak önemli olan, bunu söyleyen kişinin dışarıdan bir yapay zeka eleştirmeni olmayışı. Dünyanın en gelişmiş modellerinden bazılarını üreten Anthropic’in CEO’su olması.

Jacob Coxon’un İstifası

Tartışma bu hafta Anthropic’in içinden gelen açıklamalarla daha da büyüdü. Anthropic’te model pre-training üzerinde çalışan ve daha önce OpenAI’da da görev yapan Jacob Coxon istifa etti.

Coxon’a göre yapay zeka şirketleri ne yaptıklarının riskini bilmiyor değiller. Tam tersine biliyorlar. Coxon, yapay zeka geliştiren insanların bu teknolojinin on yılın sonuna kadar insanlığı yok edebileceğine gerçekten inandıklarını ve bunun bir “pazarlama numarası” olmadığını söyledi.

Asıl suçlaması ise şirketlerin buna rağmen “self-improving superintelligence” geliştirmek için yarışmaya devam ediyor olduğu şeklinde. Coxon bunu “hayatlarımızla kumar oynamak” olarak nitelendirdi.

Anthropic’in alignment şefi: “Evet, gerçekten böyle düşünüyoruz”

Coxon’un açıklamasının ardından Anthropic Alignment Science ekibinin lideri Evan Hubinger’ın verdiği cevap tartışmayı başka bir seviyeye taşıdı. Hubinger, Coxon’un söylediklerinin abartı olmadığını belirterek kendisinin de AI’ın bütün insanlığı yok etme ihtimalini önümüzdeki on yıl içinde yüzde 10’un üzerinde gördüğünü söyledi.

Ancak önemli bir ayrım yaptı. Bugünkü Claude veya diğer mevcut modellerin insanlığı yok etme ihtimalinden söz etmiyor. Asıl korkusu, recursive self-improvement sonucunda ortaya çıkabilecek superintelligence.

Daha da dikkat çekici açıklaması ise şu oldu: Anthropic’in süper zekâyı güvenli biçimde “align” etmek için henüz bir çözüm planı bulunmadığını ve şirketin bu çözümü bulma yolunda çalıştığına ve bulacağına dair de  net bir güvence veremediğini söyledi.

Bu, yapay zeka tartışmasının belki de en rahatsız edici paradoksunu ortaya çıkarıyor. Teknolojiyi geliştiren şirket, ileride ortaya çıkabilecek sistemi nasıl kontrol edeceğini henüz bilmiyor, fakat o sistemi geliştirmeye devam ediyor.

Sadece AI araştırmacıları değil: Ekonomistler de alarm verdi

Endişe yalnız yapay zeka güvenlik araştırmacılarıyla sınırlı değil. Temmuz ayında Stanford’dan Erik Brynjolfsson öncülüğünde yayımlanan “We Must Act Now” bildirisine 200’den fazla ekonomist ilk aşamada imza attı; bunların 16’sı Nobel ödüllüydü. İmza sayısı daha sonra yaklaşık 2.000’e yaklaştı.

Aralarında Paul Krugman, Tyler Cowen, Niall Ferguson, Jason Furman ve Gita Gopinath gibi farklı siyasi ve ekonomik görüşlerden isimler bulunuyordu.

Ekonomistlerin uyarısı “AI insanlığı öldürecek” şeklinde değildi. Başka bir tehlikeye dikkat çekiyorlardı. Yapay zeka önümüzdeki on yıl içinde radikal biçimde güçlenirse, Sanayi Devrimi’nden daha büyük fakat çok daha kısa sürede gerçekleşen ekonomik bir dönüşüm yaşanabilir.

Bu dönüşüm yaşam standartlarını olağanüstü yükseltebilir; fakat aynı zamanda kitlesel iş kaybı, gelir dağılımı bozulması ve ekonomik gücün birkaç şirkette yoğunlaşması gibi sonuçlar doğurabilir.

Dolayısıyla onların mesajı da aynı noktaya çıkıyordu. Teknoloji gelmeden önce kurumları hazırlamak gerekiyor.

Amodei’nin üç aşamalı planı

Dario Amodei şimdi bu tartışmayı somut bir mekanizmaya dönüştürmeye çalışıyor. Plan üç basamaklı.

  • Birinci aşama: Şirketlerin içine bağımsız denetçiler yerleştirmek : Anthropic bunu tek taraflı olarak uygulayacağını açıkladı. METR gibi bağımsız değerlendiricilerin Anthropic içerisinde neredeyse çalışan seviyesinde erişimi olacak. Ofiste masaları, giriş kartları ve şirket bilgisayarları bulunabilecek; risk değerlendirme ekiplerine benzer araç ve çalışma alanlarına erişebilecekler. Daha önemlisi, tespit ettikleri riskleri Anthropic’in editoryal onayı olmadan kamuoyuna açıklayabilecekler. Şirket yalnız güvenlik, hukuki veya üçüncü taraf gizliliği gibi sınırlı gerekçelerle bazı bilgileri karartabilecek. Yani kabaca, yapay zeka şirketinin içine sürekli çalışan bağımsız bir “güvenlik müfettişi” yerleştiriliyor.
  • İkinci aşama: Demokratik ülkelerdeki AI şirketlerinin birlikte yavaşlaması : Anthropic, OpenAI, Google DeepMind ve diğer frontier laboratuvarlarının ortak güvenlik standartları ve capability eşikleri oluşturmasını öneriyor. Örneğin bir model belirli bir siber saldırı yeteneğine ulaştığında, “Bu seviyeye geçtiysen, şu alignment ve güvenlik testlerini geçmeden daha güçlü modeli geliştiremezsin” gibi checkpoint’ler uygulanabilir. Ancak burada hukuki bir sorun var. Rakip şirketlerin birlikte “geliştirme hızımızı sınırlayalım” demesi antitröst hukukuyla çatışabilir. Amodei bu nedenle ABD hükümetinin güvenlik amaçlı koordinasyon için dar kapsamlı hukuki muafiyet sağlamasını öneriyor.
  • Üçüncü aşama ise en zor olanı: Küresel anlaşma : Burada karşımıza tabii ki Çin çıkıyor. Amerika yavaşlarsa Çin neden yavaşlasın? Yapay zeka güvenliği tartışmasının en zor sorusu bu. Anthropic, OpenAI ve Google, “Çok hızlı gidiyoruz, yavaşlayalım” derse fakat Çin’deki DeepSeek, Alibaba, Moonshot AI ve diğer laboratuvarlar aynı şeyi yapmazsa ne olacak?

Amodei bu sorunu görmezden gelmiyor. Tam tersine makalesinin önemli bir bölümünü buna ayırıyor. Ona göre ABD’nin Çin karşısındaki teknolojik liderliği korunmadan demokratik ülkelerin AI’ı ciddi biçimde yavaşlatması mümkün değil.

Bu nedenle oldukça sert bir politika öneriyor. Çin’e güçlü AI çiplerinin ve gelişmiş yarı iletken üretim ekipmanlarının satışını engellemek; çip kaçakçılığını ve Çinli şirketlerin üçüncü ülkelerdeki veri merkezlerinden uzaktan GPU kullanmasını önlemek; frontier modellerden izinsiz distillation yapılmasını engellemek; model ağırlıklarının çalınmasına karşı AI laboratuvarlarını çok daha güçlü korumak.

Amodei, bu önlemlerin ABD’nin Çin karşısındaki farkını önümüzdeki 3–5 yılda artırabileceğini düşünüyor. Bu fark da Batı’ya “yavaşlama lüksü” sağlayacak. Yani öneri paradoksal, Önce Çin’i yavaşlat ve ABD’nin farkını büyüt, sonra ABD de yavaşlayabilsin.

Ama Çin de “yapay zeka insan kontrolünde kalmalı” diyor

Burada hikâye daha ilginç hale geliyor. Çin’in resmi söylemi yalnızca “yapay zeka yarışını kazanalım” değil. Temmuz ayında Şanghay’daki World Artificial Intelligence Conference’da Çin, World Artificial Intelligence Cooperation Organization – WAICO adlı yeni uluslararası yapay zeka örgütünün kuruluşunu açıkladı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping konuşmasında AI’ın “güvenli ve kontrol edilebilir” olması gerektiğini söyledi ve yapay zekanın insan kontrolü altında kalmasının sağlanması çağrısında bulundu ve aynı zamanda uluslararası yapay zeka güvenliği ve yönetişimi konusunda işbirliği istedi.

Çin’in Temmuz ayında yayımladığı “AI Cooperation and Development Action Plan” da veri, compute, açık kaynak, standartlar, AI etiği ve AI güvenliği dahil sekiz alanda uluslararası işbirliği öngörüyor.

Dolayısıyla teorik olarak Washington ile Pekin arasında ortak bir çıkar var: İki taraf da karşı tarafın kontrolsüz bir süper zekâ üretmesini istemiyor. Fakat aynı zamanda iki taraf da, “Ben yavaşlarsam karşı taraf beni geçer” diye düşünüyor. Bu, klasik bir mahkûmlar ikilemi.

Nükleer silahlardaki SALT modeli AI’a uygulanabilir mi?

Amodei bu nedenle ilginç bir benzetme yapıyor. ABD ve Çin’in doğrudan “AI’ı durduralım” anlaşması yapmasının yakın zamanda gerçekçi olmadığını kabul ediyor. Bunun yerine dört seviyeli bir işbirliği düşünüyor.

İlk olarak AI’ın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması gibi herkesin çıkarına olan dar anlaşmalar yapılabilir.
İkinci seviyede iki taraf frontier modelleri piyasaya sürmeden önce siber güvenlik, biyoloji ve alignment riskleri açısından test etmeyi kabul edebilir.
Üçüncü seviyede ise recursive self-improvement için bir “hız limiti” getirilebilir. Amodei bunu Soğuk Savaş dönemindeki SALT anlaşmalarına benzetiyor. ABD ve Sovyetler Birliği bütün nükleer silahlarını ortadan kaldırmadı. Fakat belirli silah sistemlerinin sayısını sınırlandırarak yarışın hızını kontrol etmeye çalıştı.Yapay zekada da, “Birbirimizi geçmeye devam edebiliriz ama AI’ın kendi kendisini geliştirme hızının belirli bir eşiği aşmasına izin vermeyelim” şeklinde bir anlaşma düşünülebilir.
Dördüncü ve en zor aşama ise gerçek bir küresel “Yapay Zeka Duraklaması”. Amodei bunun yakın gelecekte gerçekleşmesini pek olası görmüyor.

İlginç zamanlama: ABD ve Çin bu ay yapay zeka için masaya oturuyor

Bu tartışma yalnız teorik değil. Reuters’a göre ABD ve Çin, Eylül ortasında yapay zekâ güvenliği konusunda özel bir ikili görüşme yapmaya hazırlanıyor. Görüşmenin ABD tarafında Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından yürütülmesi bekleniyor. Bu, Trump’ın ikinci döneminde iki ülke arasında yalnız AI güvenliğine ayrılan ilk resmi görüşme olacak.

Washington’daki Center for American Progress ise iki ülkenin görüşmede doğrudan “pacing the frontier” konusunu masaya koymasını öneriyor. Öneriler arasında Washington-Pekin arasında bir “AI kırmızı telefonu”, hangi AI davranışlarının ortak güvenlik tehdidi sayılacağının belirlenmesi ve model kontrol/alignment araştırmalarının iki ülke arasında paylaşılması bulunuyor.

Çin’in bunu kabul edip etmeyeceği ise bilinmiyor.

Asıl problem teknoloji değil, oyun teorisi

Bugün yapay zeka tartışmasının geldiği yer belki de bundan birkaç yıl önce tahmin edilenden farklı. Sorun artık yalnız “Yapay zekâ ne kadar güçlü olacak?” değil.

Sorular şunlar:

AI kendi gelişimini hızlandırmaya başladığında insanlar hâlâ kontrol edebilecek mi?

  • Bir şirket güvenlik nedeniyle yavaşlarsa rakibi yavaşlayacak mı?
  • ABD yavaşlarsa Çin de yavaşlayacak mı?
  • Çin yavaşlarsa ABD’nin bunu gerçekten yaptığına güvenebilecek mi?
  • Ve belki de en önemlisi: İnsanlığın geleceğini etkileyebilecek bu kararları birkaç özel şirket kendi yönetim kurullarında alabilir mi?

“Pacing the Frontier” çağrısının özü aslında tam olarak burada. İlk bildiriyi imzalayan 1.386 frontier AI çalışanı, hiçbir şirketin veya ülkenin tek başına yavaşlama teşvikine sahip olmadığını söylüyordu. Şimdi Anthropic’in kendi araştırmacıları aynı sorunu şirketin içinden dile getiriyor ve Dario Amodei’nin yeni makalesi bir adım daha ileri giderek bunu açıkça kabul ediyor:

AI güvenliğinin teknik problemi belki çözülebilir. Fakat önce ekonomik ve jeopolitik yarış probleminin çözülmesi gerekiyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemin en önemli AI teknolojisi belki yeni bir model olmayacak.

Yeni teknoloji şunlar olabilir: denetim, doğrulama, karşılıklı kontrol ve AI için uluslararası bir silah kontrol rejimi. Çünkü yapay zeka gerçekten kendi kendisini geliştirebilecek noktaya yaklaşıyorsa, soru artık kimin en güçlü modeli yaptığı değil. İlk kez, yarışın kazananının yarışmayı yavaşlatmayı başarabilen taraf olup olmayacağını tartışıyoruz.

Yapay Zekâyı Geliştirenler Artık “Yavaşlayalım” Diyor: Peki Çin Durmazsa Ne Olacak?Türk İnternet.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu