Bilim

Hayvanlar birbirini isimle mi çağırıyor?

Bilim dünyasında son yıllarda dikkat çeken araştırmalar, insanlara özgü sanılan “isimle çağırma” davranışının bazı hayvan türlerinde de görülebileceğine işaret ediyor. Yunuslardan fillere, papağanlardan maymunlara kadar birçok türde yapılan gözlemler, hayvanların birbirlerini tanımlamak için kendilerine özgü sesler kullandığını gösteriyor. Ancak bilim insanları, bu seslerin gerçek anlamda bir “isim” sayılıp sayılamayacağı konusunda hala hemfikir değil.

Araştırmaların en güçlü örneği şişe burunlu yunuslarda karşımıza çıkıyor. 1960’lı yıllardan bu yana bilinen bir bulguya göre, yavru yunuslar kendilerine özgü ve ayırt edici “imza ıslıkları” geliştiriyor. Yapılan deneylerde, su altı hoparlörlerinden çalınan bu ıslıklara yunusların tepki verdiği, hatta birbirlerinin ıslıklarını taklit ederek adeta “seslenerek” iletişim kurdukları belirlendi. Live Science haberinde, Dolphin Research Center’dan bilişsel psikolog Kelly Jaakkola’ın görüşlerine yer verdi. Jaakkola’ya göre, yunuslar bu seslerini sembolik bir biçimde diğer bireylerle ilişkilendiriyor ve karmaşık sosyal ilişkiler içinde birbirlerini bu şekilde tanıyabiliyor.

Benzer bir durum vahşi Afrika fillerinde de gözlemlendi. Colorado State Üniversitesinden davranış ekolojisti Michael Pardo’nun yürüttüğü ve 2023’te ön baskı olarak yayımlanan (henüz hakem denetiminden geçmemiş) bir çalışmaya göre filler, her bireye özgü alçak, kedi mırıltısını andıran homurtu sesleriyle birbirlerine seslenebiliyor. Deneylerde, kendi “isimlerini” andıran bir ses duyan fillerin hoparlöre daha hızlı yaklaştığı ve daha fazla ses çıkardığı kaydedildi. 

Papağanlar insanlardan öğrenmiş olabilir

Küçük bir Güney Amerika papağan türü olan gözlüklü muhabbet kuşlarında da benzer sesli etiketler tespit edildi; 800 evcil papağan sahibiyle yapılan bir çalışmada, kuşların yaklaşık yarısının insanlara veya diğer hayvanlara yönelik özel sesler kullandığı bildirildi. Ne var ki araştırmacılar, evcil kuşlardaki bu davranışın insanlardan öğrenilmiş olabileceğini, dolayısıyla doğadaki papağanların gerçekten “isim” kavramını kullanıp kullanmadığının belirsizliğini koruduğunu vurguluyor.

Tartışmanın odağında ise “isim” kelimesinin nasıl tanımlanacağı sorusu yer alıyor. Marmoset maymunlarıyla yapılan bir çalışma, bu hayvanların aile üyelerinden öğrendikleri özel seslerle belirli bireylere seslendiğini öne sürse de, Jaakkola bu seslerin doğru bireyle eşleşme oranının yalnızca yüzde 16 ile 61 arasında kaldığına dikkat çekerek, bunun bir isimlendirmeden çok basit bir taklit olabileceğini savunuyor. 

Jaakkola ve ekibi, türler arası karşılaştırmayı netleştirmek amacıyla Temmuz 2026’da yayımladıkları bir makalede üç ölçüt öneriyor; sesin belirli bir bireye yönelik olması, o bireyi zihinde sembolik olarak temsil etmesi ve en az iki bireyin bu anlamı paylaşması. Bu kriterlere göre en güçlü kanıt yunuslarda bulunurken, filler, papağanlar ve maymunlarda sembolik temsile dair daha fazla kanıt gerekiyor.

“İsim” kullanmak neden avantajlı olabilir? 

Uzmanlara göre bu davranışı gösteren türlerin ortak özelliği, yeni sesler öğrenebilmeleri ve oldukça sosyal bir yaşam sürmeleri. Pardo, topluluğun küçük alt gruplara bölündüğü ve bireylerin birbirini sık sık gözden kaybettiği türlerde bu tür “isimlerin” işlevsel olabileceğini belirtiyor. 

Northern Colorado Üniversitesinden biyolog Lauryn Benedict ise, eğer hayvanlar gerçekten isim kullanıyor ve bunlara tepki veriyorsa, bunun kendilik bilincine ve diğer bireyleri ayrı varlıklar olarak algılama yetisine işaret edebileceğini söylüyor. Jaakkola, mevcut kanıtların henüz kesin bir sonuca varmaya yetmediğini ama bu davranışın var olmadığı anlamına gelmediğini vurgularken, Pardo babun, zürafa ve karga gibi alt gruplara ayrılan başka birçok türde de benzer davranışların yaygın olabileceğini düşünüyor.

Kaynak: Live Science, 2N News

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu