“Balyoz ve Ergenekon Süreçleri Akdeniz’deki Hakimiyetimize Zarar Verdi”

“Balyoz ve Ergenekon Süreçleri Akdeniz’deki Hakimiyetimize Zarar Verdi”
Kamuoyunda tartışılan Ergenekon ve Balyoz davaları ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) personel yapısı arasındaki ilişki, dış politikadaki yansımalarıyla tekrar gündeme geldi. İddiaya göre, bu süreçlerde yaşanan tasfiyeler, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunu doğrudan zayıflattı.
“Atatürkçü Subayların Tasfiyesi” Vurgusu
Ergenekon ve Balyoz davalarının, özellikle Atatürkçü kimliğiyle öne çıkan subayların ordudan tasfiye edilmesine neden olduğu savunuluyor. Bu durumun, TSK’nın operasyonel kabiliyetinde ve kadrolaşmasında bir boşluk yarattığı ifade ediliyor.
“Akdeniz’de Hakimiyet Kaybı” İddiası
Eleştirilerin merkezinde, Türk donanmasının bu süreçten sonra yaşadığı yönetimsel boşluk yer alıyor. İddiaya göre:
– Donanmada İrtifa Kaybı: Atama yapacak amiral kadrosunda oluşan boşluklar, donanmanın caydırıcılığını etkiledi.
– Dış Güçlerin Hamlesi: TSK’nın iç yapıdaki dönüşümünü fırsat bilen ABD, İsrail ve Yunanistan, Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini artırarak bölgede hakimiyet kurdu.
– Stratejik Sonuç: Bugün Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de karşılaştığı egemenlik ve yetki alanı sorunlarının temelinin, bu dönemde orduda yaşanan personel tasfiyeleriyle atıldığı savunuluyor.
Bu iddialar, Türkiye’nin bölgesel güç dengeleri üzerindeki etkisini ve askeri vesayet ile operasyonel güç arasındaki ilişkiyi sorgulayan çevreler tarafından sıkça dile getiriliyor.



