Teknoloji

Poseidon, Pilotsuz Kargo Uçağı Egret’i Uçurmak için 60 milyon dolar Yatırım Aldı

Kaliforniya merkezli Poseidon Aerospace, yeni nesil pilotsuz kargo uçağı geliştirmek için 60 milyon dolar yatırım aldı. Şirket, 2026 yılı sonundan önce Egret insansız kargo uçağının ilk tam ölçekli uçuşunu gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Elektrikli tahrik veya dikey kalkışa yatırım yapan birçok havacılık girişiminin aksine, Poseidon, tahrik konusunda kasıtlı olarak geleneksel bir yaklaşım benimserken, başka bir alanda radikal bir değişiklik yapıyor ve uçaktan  pilotları ve dolayısıyla kokpiti tamamen kaldırıyor.

Talep gören A Serisi yatırım turuna TQ Ventures liderlik ederken, Hanwha Asset Management USA, G Squared ve JAWS da katılım sağladı. Starship Ventures, Draper Associates ve Drover Ventures gibi mevcut yatırımcılar da yatırımda yer aldı. Poseidon 2025 yılında da 11 milyon dolarlık tohum yatırımı almıştı.

Yeni finansman, Egret için uçuş test programını, Poseidon’un ilk üretim hattının geliştirilmesini ve mühendislik ve operasyon ekiplerinin genişletilmesini finanse edecek. Şirket, tam ölçekli Egret’in ilk insansız uçuşunun bu yılın sonundan önce gerçekleşmesinin beklendiğini söylüyor.

Kokpitsiz tasarlanmış bir kargo uçağı

Poseidon’un yaklaşımı, insan pilotlar için tasarlanmış uçakları otomatikleştirmeye çalışan şirketlerden farklı. Temel argümanı basit. Geleneksel kargo uçakları, insanların uçağın önünde oturması nedeniyle hala gerekli ekipman ve yapısal ağırlığın çoğunu taşır.

Ama Posedion’un tasarımında geleneksel bir kokpit yok. İnsan yaşam destek gereksinimleri azaltılabilir. Yapısal ağırlık ortadan kaldırılabilir. Sonuç olarak uçak, ağırlığının ve iç hacminin daha fazlasını asıl amacı yani kargo taşımak için kullanabilir.

Poseidon’un kurucu ortağı ve CEO’su David Zagaynov bunu kargo taşımacılığı açısından olumlu tanımlıyor. Kokpitin kaldırılması yapısal ağırlığı azaltıyor, bu da daha hafif motorlara olanak tanıyor ve potansiyel olarak boş uçak ağırlığı ile faydalı yük arasındaki oranı iyileştiriyor.

Bu nedenle Egret, sonradan otomatik pilot eklenmiş sıradan bir kargo uçağı değil. Baştan beri insansız bir kargo uçağı olarak tasarlandı.

Poseidon’un mevcut teknik özellikleri, uçak hakkında daha net bir tablo sunuyor.

Egret Teknik Özellikleri

Kanat açıklığı 50 ft / 15,2 m
Yük kapasitesi 4.000 lb / ~1,8 ton/td>
Menzil : 1.650+ deniz mili ~3.055 km/td>
Maksimum seyir hızı 160 knot / ~296 km/sa/td>
Kalkış mesafesi 1.500 ft / ~457 m/td>
İniş mesafesi 2.000 ft / ~610 m/td>
Pist Asfalt veya asfaltsız/td>
Pilot Uzaktan kumandalı ve otonom uçuş yeteneğine sahip/td>
Tahrik İçten yanmalı motor

Egret, hem arka hem de burun kısmından kargo erişimine sahip ve dökme ve paletlenmiş kargoları taşımak için tasarlanmış. Nispeten kısa kalkış kabiliyeti, büyük kargo havaalanlarına tamamen bağımlı kalmak yerine, daha küçük ve daha az gelişmiş havaalanlarından çalışmasına olanak sağlamak üzere tasarlanmış.

Bu son yetenek, Poseidon’un askeri amaçlı çalışması açısından  özellikle önemli.

Elektrikli Değil

Bu, projenin en sıra dışı yönü elektrikli tasarlanmamış olması. Çünkü son dönemde havacılık alanındaki girişimciler, elektrikli uçaklar, hidrojen tahrikli sistemler ve eVTOL (elektrikli dikey kalkış ve iniş) araçları geliştirmek için milyarlarca dolar harcadı.

Poseidon bunların hiçbirini yapmıyor. Egret klasik, içten yanmalı bir motor kullanıyor. Zagaynov, geleneksel yakıtın enerji yoğunluğu açısından hala önemli olduğunu savunuyor. Poseidon, tahrik, otonomi ve dikey uçuşu aynı anda çözmeye çalışmak yerine, halihazırda işe yarayan olgun teknolojileri kullanmayı ve yeniliklerini uçak mimarisi ve işletme ekonomisine yoğunlaştırmayı tercih ediyor.

Başka bir deyişle, Poseidon “Mümkün olan en ucuz uçan kargo kutusunu inşa edelim” düşüncesinde.  Potansiyel olarak ticari açıdan önemli bir öneri.

Neden Pilotsuz ?

İnsan pilotlar, havayolu şirketine işletme kısıtlamaları getiriyor. Maksimum görev ve uçuş saatleri var. Pilotların dinlenme sürelerine ihtiyaçları var. Mürettebatın coğrafi olarak konumlandırılması gerekiyor. Bir uçak ana üssünden birkaç saat uzakta uçarsa, havayolu şirketinin başka bir mürettebata veya mevcut mürettebat için konaklamaya ihtiyacı olabilir.

Sonuç olarak uçaklar önemli süreler boyunca yerde bekliyor. Ancak bir kargo operatörü için, kargo taşımayan bir uçak gelir getirmiyor.

Zagaynov, bu kısıtlamanın kaldırılmasının kullanım oranını önemli ölçüde artırabileceğini savunuyor. Otonom veya uzaktan kumandalı bir uçak, teorik olarak, havayolu şirketinin pilotlarının nerede yaşadığını veya belirli bir mürettebatın izin verilen saatlerini tüketip tüketmediğini dikkate almasına gerek kalmadan, talep değiştikçe hareket etmeye devam edebilir.

Bu aynı zamanda hava kargosunun coğrafyasını da değiştirebilir.

Poseidon, Merkez-Şube Sistemine Meydan Okuyor

Günümüzün büyük lojistik ağları genellikle paketleri büyük merkezler üzerinden taşıyor.  Bu nedenle bir kargo Şehir A’dan B’ye giderken, önce büyük kargo merkezine gidiyor. Poseidon, ise daha ucuz insansız hava araçlarının daha doğrudan bölgesel rotaları ekonomik olarak uygulanabilir hale getirebileceğine inanıyor. Yani kargo, başka bir yere uğramadan A şehrinden, B şehrine gidebilir.

Bu, geleneksel havayolu merkezlerini atlayıp daha küçük şehirleri doğrudan birbirine bağlayan bazı düşük maliyetli yolcu havayollarının kullandığı mantığa benzer.

Bu, geleneksel hava kargosunun çok pahalı veya çok seyrek olduğu uzak topluluklar için özellikle değerli olabilir.

Poseidon Havayolu Şirketi Olmayı Hedefliyor

Ancak Poseidon sadece uçak üretmeyi ve bunları FedEx veya UPS’e satmayı planlamıyor. Şirketin hedefi çok daha büyük. Poseidon kendisi havayolu şirketi olmak istiyor. Poseidon, kendi bölgesel kargo hizmetini işletmeyi amaçladığını söylüyor.

Bu, şirketin aynı anda üç iş kolu birden kurmaya çalıştığı anlamına geliyor. Uçak üreticisi, otonom havacılık teknolojisi şirketi ve kargo havayolu şirketi.

Poseidon, Egret’i yerleşik bir lojistik şirketine satmak yerine, sonunda FedEx ve UPS gibi şirketlerden kargo sözleşmeleri için rekabet etmeyi umuyor. Bu strateji, Poseidon’a uçağın ekonomisi üzerinde daha fazla kontrol sağlayabilir.

Ancak bu aynı zamanda projeyi önemli ölçüde zorlaştırıyor.

  • Bir uçak tasarlamak zordur.
  • Otonom bir uçağı sertifikalandırmak daha da zordur.
  • Çok sayıda uçak üretmek zordur.
  • Bir havayolu işletmek zordur.

Poseidon bunların dördünü de yapmayı planlıyor.

Askeri Pazar ve Savunma Sanayi

Ticari kargo hikayesi, Poseidon’un stratejisinin sadece yarısı. Diğer yarısı ise savunma.

Modern savaş, lojistik merkezlerinin, havaalanlarının, limanların ve tedarik yollarının hızla hedef haline gelebileceğini göstermiştir. Bu nedenle Poseidon, Egret’in asfaltlanmamış pistler de dahil olmak üzere dağınık, uzak ve altyapı kısıtlı yerlerden çalışmasını istiyor.

Şirket, lojistiği birçok küçük uçak ve lokasyona yaymanın, tedarik ağını bir düşmanın bozmasını zorlaştırdığını savunuyor.

Bu, Hint-Pasifik’teki olası bir çatışma için açıkça önem taşıyor. Büyük havaalanları veya limanlar hasar görürse, yüzlerce ada ve küçük askeri tesis arasında malzeme taşımak özellikle zorlaşıyor. Üstelik uçağın 1,8 tonluk yük kapasitesi, yiyecek ve ilaçtan çok daha fazlasını taşıyabiliyor.

Poseidon daha önce, uçağının göreve bağlı olarak mühimmat ve füzeler de dahil olmak üzere malzeme taşıyabileceğini belirtmişti.

Ayrıca önemli bir personel avantajı da var.  Eğer insansız bir kargo uçağı, tartışmalı bir bölgeye uçarken vurulursa, ordu bir uçağı ve kargosunu kaybeder. Ancak bir uçuş ekibini kaybetmez. Bu, askeri lojistik için risk hesaplamasını temelden değiştirebilir.

Başka bir uçak daha var: Heron

Poseidon ayrıca Heron adında insansız bir deniz uçağı da geliştiriyor. Bu konsept özellikle ada operasyonları için önemli. Çünkü Heron’un hiç piste ihtiyacı olmayacak.

Uçağın suya inmesi ve geleneksel havacılık altyapısının bulunmadığı uzak kıyı şeritleri ve diğer yerlerde faaliyet göstermesi amaçlanmış. Poseidon’un önceki planları, hem Egret hem de Heron’un uzun mesafeler boyunca yaklaşık iki ton kargo taşımasını öngörüyordu. Bu kombinasyon, Poseidon’a iki ilgili lojistik sistemi sağlıyor. Yani karada Egret, suda Heron.

Bu, askeri stratejiyi anlamayı kolaylaştırıyor. Şirket esasen, büyük lojistik altyapısı kesintiye uğradığında bile çalışmaya devam edebilecek dağıtık bir hava ikmal ağı oluşturmaya çalışıyor.

Peki Egret gerçekten otonom mu?

Bu önemli bir açıklama gerektiriyor. Egret’e “pilotsuz uçak” demek, yapay zeka sisteminin uçağı kalkıştan inişe kadar insan gözetimi olmadan bağımsız olarak uçuracağı anlamına gelmez. Poseidon’un mevcut teknik özellikleri Egret’i şu şekilde tanımlıyor: “Uzaktan Kumandalı Pilot, Otonomi Yeteneğine Sahip.”

Bu nedenle önemli ayrım uçakta pilot yani insan pilot olmaması. Ama uçak uzaktan kontrol edilebilir ve otonomiyi artırmak için tasarlanmaktadır. Bu ayrım, Poseidon sertifikasyon sürecine girdiğinde özellikle önemli hale gelecek.

 Poseidon, yaklaşık iki ton kargo taşıyan insansız bir uçağın yolcu uçakları ve diğer geleneksel havacılıkla hava sahasını güvenli bir şekilde paylaşabileceğini hala göstermek zorunda. Düzenleyicilerin şu soruları ortaya koyması beklenir :

  • Uçak iletişim bağlantısını kaybederse ne olur?
  • Başka bir uçaktan otonom olarak kaçınabilir mi?
  • GPS engellemesinden sonra ne olur?
  • Uzaktan kumanda operatörüyle iletişimi kaybettikten sonra güvenli bir şekilde iniş yapabilir mi?
  • Komuta ve kontrol bağlantısı siber saldırılara karşı ne kadar güvenlidir?
  • Tek bir uzaktan kumandalı pilot, sonunda birden fazla uçağı denetleyebilir mi?
  • Otonom bir uçak yanlış karar verirse yasal olarak kim sorumludur?

Bu sorular, pilotsuz kargo taşımacılığının ekonomik olarak dönüştürücü olup olmayacağını veya özel bir askeri teknoloji olarak kalıp kalmayacağını belirleyebilir. Zagaynov, yine de ABD düzenleyici ortamının beş veya on yıl öncesine göre yeni havacılık konseptlerine önemli ölçüde daha açık hale geldiğini söylüyor.

Ekonomik etkiler, teknolojiden daha yıkıcı olabilir.

Bu nedenle Poseidon’un en ilginç önerisi otonominin kendisi olmayabilir. Kullanım şeklidir. Geleneksel bir bölgesel kargo uçağında, pilotlar, kokpit, mürettebat planlaması, oteller, konumlandırma uçuşları, görev sınırları ve arıza süresi var. Poseidon uçaklarında ise, sadece uçak uzaktan operasyon ile kargoyu taşır. Eğer tek bir uzaktan kumanda operatörü birden fazla uçağı denetleyebilirse, ekonomik etkiler daha da dramatik bir şekilde değişebilir. Bu otonom kargo havacılığının en büyük potansiyel ekonomik avantajlarından birini temsil etmektedir.

Yatırımcılar Neden Henüz Uçmamış Bir Uçağa 60 Milyon Dolar Yatırıyor?

Poseidon, daha önce Amazon’da lojistik alanında çalışan Zagaynov ve Lockheed Martin’den gelen Parker Tenney tarafından 2024 yılında kuruldu. Şirket 2025 yılında bir şey uçurdu, ancak bu tam boyutlu Egret değildi.

Poseidon, uçağın tasarım ve kontrol mimarisinin unsurlarını test etmek için kullandığı Seagull adlı çeyrek ölçekli bir prototip üretti. Şimdi şirket, tam ölçekli 50 fitlik uçağı inşa etmek için yeterli alana sahip olduğu Alameda, Kaliforniya’daki eski bir ABD Donanma hangarında yerini aldı.

Bu nedenle 60 milyon dolarlık A Serisi yatırım önemli. Tam boyutlu uçağın uçabildiğini göstermeden önce Poseidon’a yatırım yapıyorlar. Sonuç olarak, 2026 sonundan önce yapılacak ilk Egret uçuşu, teknik bir dönüm noktasından çok daha fazlası olacak. Bu, Poseidon’un temel tezinin ilk ciddi testi olacak:

Poseidon, Pilotsuz Kargo Uçağı Egret’i Uçurmak için 60 milyon dolar Yatırım AldıTürk İnternet.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu