Desam: “‘Yeniden En Büyük Türkiye’ Böyle Mi Kurulacak?”

DESAM Başkanı Gürkan Avcı, genel merkezde yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:
‘YENİDEN EN BÜYÜK TÜRKİYE’ BÖYLE Mİ KURULACAK?
Bir milleti ayakta tutan çimento, harç; tanklar, uçaklar, bombalar, hastaneler, duble yollar değildir; bir devleti ayakta tutan yegâne şey adalettir. Adalet ve eşitlik çökerse, devlet çöker; adalet satılırsa, vatanını satan çok olur.
Bugün Türkiye’de adalet sarayların görkemine gömülmüş, kamu makamları bir zümrenin dönme dolabı haline getirilmiştir. Eşitlik rafa kaldırılmış, bu milletin binlerce yıllık birikimi, alın teri ve rızkı bir avuç saray yanaşmasına, atasından talimli haramiye ve yaltakçı hortumcuya peşkeş çekilmektedir.
Ak Parti yöneticilerine, “Yeniden Büyük Türkiye” diyenlere açıkça soruyoruz: Yeniden Büyük Türkiye’yi böyle mi kuracaksınız? Ahlaksız parazitler, yalancılar, kimin ikbalini, kimin rantını, bu sloganın arkasına saklıyorsunuz?
İKTİDAR PARTİSİNİN ETRAFINDA KÜMELENENLER, MİLLETİN RIZKINI SEMİRENLER
Etrafa Bakıyorum… Sarayın etrafında kümelenen, iktidarın eteğine yapışan, biat eden, yaltaklanan primat kim varsa ihale rekortmeni, makam mevki sahibi oldu! Liyakatsiz çakmalar rektör oldu, bakan oldu, vekil oldu, rüşvetçiler büyükelçi oldu, yetkinsiz tipler beş maaşlı bürokrat oldu, akademisyen oldu, oldu da oldu! Kökü, kökeni, cibilliyeti ne olursa olsun kim ki Ak Parti rozetini taktı devletin malını daha da yağmaladı, milletin rızkını daha da semirdi ama dokunulmaz oldu.
Peki ya bu milletin ezgin, karayağız, gariban öz evlatları? Peki ya alnının teriyle helal rızık kazanan kanaatkarlar? Peki ya Torpil zincirini kıramadığı için intiharın, bunalımın, kahrın eşiğine gelen pırıl pırıl gençler? Peki ya pazarda çürük sebze toplayan emekli, borç harç içinde kıvranan esnaf, toprağında kuruyan çiftçi?
ÖZ EVLATLARA PARYA MUAMELESİ
Onlara ne düştü biliyor musunuz? Açlık, sefalet, rutin ve üvey evlat muamelesi! Ey Ak Parti süneleri, siz bu milletin evlatlarına kendi öz yurdunda parya muamelesi yapıyorsunuz!
Sözde “Vesayeti kaldıracağız”, “Milletin iradesini hâkim kılacağız” diyerek geldiniz. Bugün geldiğiniz noktaya bakın: Dün eleştirdiğiniz CHP zihniyeti ne kadar zalimane ne kadar zorba zihniyet varsa hepsinin tahtına oturdunuz. Dünya gelişti, ülkemiz değişti ama zulmün adı aynı kaldı! Tekelcilik aynı, haramilik aynı, yalan dolan hile hurda aynı, halkı “bizden ve ötekiler” diye bölüp birbirine kırdırıp aradan yolunu bulma, voliyi götürme uyanıklığı, alçaklığı aynı!
Bunun adı siyaset değildir. Bunun adı İslam ahlakı, adil yönetim hiç değildir. Bunun adı açıkça milletin geleceğini gasp etmektir! Devletin kasasındaki her kuruşta, bu milletin yetiminin, işçisinin, köylüsünün son damla alın teri vardır. O kaynaklar bir siyasi partinin ganimeti değil, milletin namusudur! Hiç kimse ama hiç kimse devletin imkanlarını kendi ikbalinin, kendi yandaşının şahsi serveti yapamaz!
Buradan haykırıyoruz: Ey Ak Parti temsilcileri, yöneticileri, bu ahlaksız yanaşma düzenine son verin, herkes için amasız-fakatsız liyakati getirin. Bu yağma düzenini bitirin, sefada da cefada da paylaşım adaletini getirin. Yanaşma devri bitsin, eşitlik ve adalet gelsin. Adalet ve eşitlik gelirse, barış ve refah gelir, birlik beraberlik kardeşlik yükselir de gelir. Ardından Yeniden Büyük Türkiye gelir…
ELEŞTİRDİĞİNİZ ZİHNİYETİN TAHTINA OTURDUNUZ
Bu ülke uzun uzun yıllar kapalı bir zümrenin, zalim bir çökmeci güruhun, bir partinin tapulu mülkü haline getirilmişti ama bugün dağılıp eriyip yok olup defolup gittiler. Artık o zamanlar şükür geçip gitmiştir. Ama bu ülke Ak Partililerin şahsın malı da asla değildir! Bu ülke, Ağrı’dan Edirne’ye, Sinop’tan Hatay’a 86 milyonun helal yurdudur. Bu yurdun her bir çakıl taşı da, tek bir kuruş kaynağı da bu milletin ortak geleceğidir; kimseye peşkeş çekilemez, kurban edilemez!
YANAŞMA DEVRİ BİTSİN, ADALET GELSİN
Mahalle temsilcisinden genel merkez yöneticilerine ve bittabi ki Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a kadar tüm Ak Parti yöneticilerine sesleniyorum; muhalif kesimlere uyguladığınız keskin eleştiri ve seri adalet tecellisini ayrımsız ve ayrıcalıksız herkese, en yakınınızdakine bile derhal uygulayınız; bu yetim, öksüz, sahipsiz, kimsesiz, kasten ve alenen fakir ve cahil bırakılmış bu ezgin, necip milletimize nefes aldırın, kendine gelsin, özüne dönsün. Mayası, adalet, barış ve refah ile müsemma olan kadim devletimize musallat olan her nevi harami yapıyı yıkın, yağmalanan her kuruşun hesabını kim olursa olsun burnundan getirene kadar sorun! Bu aziz ve ezgin milletin sabrı tükenmektedir; derhal her nevi zulmü bitirin ve kamudaki hakkın yerini buldurun!
BU ÜLKE 86 MİLYONUN HELAL YURDUDUR
Büyük milletimizin en derin yarası, karnının açlığı değil; vicdanının aç bırakılmasıdır. Bugün bu vicdanı doyuracak olan ne sloganlar ne de gösterişli binalar, yollar, törenlerdir. Onu doyuracak olan, yalnızca adaletin sarsılmaz eli, eşitliğin temiz nefesidir. O el uzanmadıkça, o nefes gelmedikçe bu topraklar gerçek huzuru tanımayacak, Yeniden En Büyük Türkiye sözü slogan olarak kalacaktır.
Buradan ilan ediyorum: O el uzanacak, o nefes bu ülkeye gelecek! Bu yara kapanacak ve bu aziz millet, kendi öz yurdunda yeniden başı dik, alnı açık yaşayacak ve tarihe kaldığı yerden şanla, şerefle akmaya devam edecektir.
Desam: “‘Yeniden En Büyük Türkiye’ Böyle Mi Kurulacak?” – Türk İnternet.



