
Hindistan Basını Delhi’deki ‘Terör Saldırısı’ ile İlgili Türkiye’yi İşaret Etti
Delhi, 15 Kasım 2025
Hindistan’ın başkenti Delhi’de 10 Kasım’da meydana gelen ve en az 13 kişinin hayatını kaybettiği patlama olayı, “terör saldırısı” olarak nitelendirilirken, ülke basınında soruşturmanın Türkiye bağlantılarına işaret ettiği iddiaları gündeme oturdu. Hindistan hükümeti saldırıyı “ulus karşıtları” tarafından gerçekleştirilen bir eylem olarak tanımlarken, Türkiye bu iddiaları kesin bir dille yalanladı.
Olay, Delhi’nin simgesi Kızıl Kale (Red Fort) yakınındaki yoğun bir metro istasyonu civarında saat 18:52’de meydana geldi. Bir Hyundai i20 aracın erken patlaması sonucu 13 kişi hayatını kaybederken, 30’dan fazla kişi yaralandı. DNA testleri, aracın sürücüsünün Keşmirli doktor Dr. Umar Un Nabi olduğunu doğruladı. Nabi’nin bacağı enkaz altında kalmış halde bulundu.
Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA), patlamanın Jaish-e-Mohammed (JeM) terör örgütüyle bağlantılı bir “beyaz yakalı” terör modülü tarafından planlandığını ortaya çıkardı. Modülün liderleri arasında Keşmirli üç doktor -Dr. Umar Un Nabi, Dr. Muzammil Ahmad Ganaie ve Dr. Muzaffar Rather- yer alırken, Lucknowlu Dr. Shaheen Sayeed lojistik destek sağladı. Bu grup, eğitimli tıp profesyonellerinden oluşuyordu ve Telegram ile Signal gibi uygulamalar üzerinden radikalleşme faaliyetleri yürüttü.
Soruşturmada Ortaya Çıkan Şok Edici Detaylar
NIA’nın Faridabad’daki Al-Falah Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği baskınlarda 2.900 kg patlayıcı madde ele geçirildi. Üniversitenin laboratuvarları ve kiralık odaları (özellikle “Oda 13” ve “Oda 4”) patlayıcı depolama ve planlama merkezi olarak kullanılmıştı. Kodlu defterlerde, 8-12 Kasım tarihleri arasında “Operasyon D-6” adlı bir eylem planı not edildi; bu, Babri Camii yıkımının yıldönümü olan 6 Aralık’a işaret ediyordu.
Modülün Türkiye bağlantısı ise en tartışmalı kısım. Soruşturma, Türkiye’de “Ukasa” kod adlı bir handler’ın (yönlendirici) JeM ve Ansar Ghazwat-ul-Hind örgütleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Doktorlar, 2021-2022 yıllarında Türkiye’de ideolojik eğitim almış ve gizli hücreler kurma talimatı almıştı. Finansman, Türkiye ve Pakistan üzerinden hawala kanallarıyla sağlanmış; NIA, bu bağlantıları uluslararası ortaklarla takip ediyor.
Plan, Delhi ve Ayodhya dahil dört şehirde eş zamanlı patlamaları içeriyordu. Ram Tapınağı etkinlikleri sırasında (25 Kasım civarı) hedef alınması amaçlanıyordu. Sekiz şüpheliden oluşan ekipler, her biri birden fazla IED taşıyacaktı. İki araç (kırmızı Ford EcoSport ve Maruti Brezza) modifiye ediliyordu. Toplam 26 kuintal NPK gübresi Gurugram ve Nuh’tan alınmış, kimyasallarla karıştırılarak ev yapımı patlayıcılar üretilmişti. Operasyon için 26 lakh rupiden fazla fon toplanmıştı.
Hindistan Hükümeti ve Basın Tepkisi
Hindistan Kabine Güvenlik Komitesi’nin 12 Kasım’daki toplantısının ardından yapılan açıklamada, saldırı “Hindistan ulusuna karşıtlar” tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. Hükümet doğrudan bir ülkeyi suçlamasa da, basın organları Türkiye’nin rolünü manşetlere taşıdı. Economic Times, Türkiye’yi “yeni anti-Hindistan terör merkezi” olarak nitelendirdi ve Pakistan’la ittifakını vurguladı.
Türkiye’nin Yalanlaması
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, iddiaları “kötü niyetli dezenformasyon kampanyası” olarak reddetti. Resmi açıklamada, “Türkiye, nerede ve kim tarafından olursa olsun tüm terör eylemlerini kesin bir şekilde kınar ve terörle mücadelede lider konumdadır” denildi. Ankara, Hindistan medyasının raporlarını “asılsız” olarak nitelendirdi ve diplomatik kanallarda itirazda bulundu.
Olayın ardından Jammu & Keşmir’de ek şüpheliler gözaltına alındı, aralarında bir kadın doktor da bulunuyor. NIA, soruşturmayı genişleterek 32 araçlık bir filo ve 350 kg amonyum nitrat ile RDX kalıntılarını inceliyor.
Bu saldırı, Hindistan’da terörle mücadelede yeni bir sayfa açarken, uluslararası ilişkilerde gerilimi artırabilir. Gelişmeleri takip ediyoruz.
RD GÜNDEM
Kategori: Dünya / Terör
Yayın Tarihi: 15 Kasım 2025





